Hasankeyf için bir imza atın

Kültür & Sanat|Yazılar

16 May 2009

Hasakeft’ten bir ses yükseliyor, Hasankeyf için yükseliyor. Atlas dergisi önderliğinde Almanya, Avusturya, İsviçre, Türkiye başbakanlarına ortak yollanmak üzere imza kampanyası başlatıldı. Bu harekette yer almamak demek ülkenin geleceğine sahip çıkmamak demek.Atlas dergisinden Özcan Yüksek’in Hasankeyf için kaleme aldığı yazı bizi sadakat’e çağırıyor.

Geçmişi inkar edebilirsiniz. Geçmişe karşı da çıkabilirsiniz. Ama geçmişi yok edemezsiniz. Çünkü ortak geçmiş, bizim de geçmişimizdir.

 

Güzel bir yaşam, geçmiş ve geleceği birbirine bağlı bir çevrede kurulur. İnsanlar, Çatalhöyük’de olduğu gibi, zaten, geçmişlerini, hafızalarını korumak için yerleşik hayata geçmişlerdir.
Aslında geçmişi yok etme gayreti beyhudedir. Geçmişi inkar da öyle. Çünkü insan, geçmişi anımsadığı ölçüde vardır ve geleceğe koşabilir, daha da önemlisi geçmişe bakarak nereye koşabileceğini bilebilir.



Geçmişi yok ederek yapılan her eylem, gün gelir, geçmişin hayaletleri tarafından geri püskürtülür. Bu, tarih ve kültür için de böyledir. Doğa için de. Doğanın kendi belleği de canlı türleriyle devam eder. Yok edilen her tür, doğanın belleğinde bir boşluk yaratır. Bu boşluk, yeri doldurulamaz bir boşluktur, milyonlarca yıl geriye gidebilen bir boşluk. Doğa, bu boşluklarla aylakta durmakta güçlük çeker. Çünkü her türün diğer türe ihtiyacı vardır. Doğanın geleceği, geçmişinin devam etmesine bağlıdır.

Geçmişi yok edersen, geleceksiz kalırsın. Hasankeyf’i ikiye bölen Dicle, bir doğa harikasıdır aynı zamanda. Sayısız kuş, hayvan ve bitkinin yaşam suyudur. Hasankeyf kayalıklarında üreyen alaca yalıçapkını, küçük kerkenez, tavşancıl, kızıl akbaba, boz kiraz kuşunun örneğin, yurdudur. Mutlaka yaşatılması gereken bir nehirdir.

Hasankeyf’i feda edersek eğer, Ilısu Barajı’nın yılda 3.8 milyar kilovat saat enerji üreteceği hesap ediliyor. Bu enerjiye bu ülkenin ihtiyacı var deniyor.
Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Hatta bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, o enerjidir. Ama bu enerji barajın meydana getireceği elektrik enerjisi değildir, Hasankeyf’in enerjisidir.

Hasankeyf’i sular altına gömen bir ülkenin, şu kadar kilovat saat enerji için bunu yapan bir ülkenin, böyle bir ülkenin, geleceğini, elde edeceği elektrik aydınlatamaz.

Hasankeyf, Hesna de Kepha, Hısn Keyfâ, Cepha, Kastron Piskephas… Bu isimleri almış tarih boyunca. Biz de, Hasankeyf’i sonsuza kadar yok ediyoruz. Artık yeni bir isme gerek yok. Ne keyif ama!

Hasankeyf’in tarihinin Asur ve Urartu’ya kadar indiğini tahmin ediliyor. Daha kim bilir ne sırlar saklıyordur kalesi. Hasankeyf’in bugünkü adının kökeni Asurca ”kipani”den (kaya) geldiğini biliyoruz. Bu ad daha sonra `kaya kalesi’ olarak Arapça söylenişiyle günümüze kadar gelmiş. Günümüze kadar.

Hısn Keyfâ melikesi kentini, fethe gelen Halid bin Velid’in eline hiç savaşmadan teslim etmiş, böylece kenti yıkımdan kurtarmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nda sivillerin üzerlerine bombalar yağdıran ölüm makineleri bile, anıtsal yapıları ve kültürel kıymetleri yıkmamaya özen göstermişti.

En son 1260′daki Moğol istilası sırasında yakıp yıkılan kentti Hasankeyf, Osmanlılar zamanında da ticari bir kavşaktı, ama bir daha o eski ihtişamına kavuşamadı. Son darbeyi indirmek bize kaldı.
Roma’nın olmuş, Bizanslıların olmuştu, sonra Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu sahip çıkmış, yaşatmış ve yüceltmişti. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti, Hasankeyf’i bitirecek mi? Türkiye Cumhuriyeti, kendi tarihini, kültürel tarihini, doğa tarihini, geriye doğru silerek mi yazıyor? Halfeti, Zeugma, Allonoi ve diğerleri…Hasankeyf’in kalesi bu kadar dirençsiz mi?

Bize, Hasankeyf’i korumak yok etmekten daha fazla enerji verir.

Özcan Yüksek

Siz de imzanızı tarihe atmak için

http://hasankeyfesadakat.kesfetmekicinbak.com/

adresinden imzanızı atın.

2 Yorum var

Avatar

Mehmet

17 Mayıs 2009 at 17:45

Merhaba yazdıklarınıza istinaden ben sizinle aynı fikirde değilim. Ben diyeyim bir kaç tarihi eser, doğal güzellik vb. siz değin bir sürü tarihi güzellik. Bu proje için devletin ileriye yönelik planları olduğunu düşünüyorum.

Evet gerçekten de bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Amerikan başkanlığı seçimlerinde Obama, ABD halkına benden önce şu kadar enerji için yatırım yapılmış bilmem ne olmuş ben daha fazla yapıcam derken enerjiye ihtiyaçın mutlak olduğunu göstermiştir. Ülkemizde enerji için ne yapılıyor peki.? Ülkenin geleceği için o tarihi güzelliklerden bazıları yok olsa ne olur. Çok şey mi kaybedicez.Hayır.

Bir de akılları sıra çok zekice planlanmış gerçekten milletimizin sevdiği baş tacı sanatçılarımız Tarkan ve Sezen AKSU’da buna alet ediliyor. Neden çünkü hak bu sanatçıları seviyor. Onlar ne derse bizde arkasında oluruz. Milletimize damardan veriyorlar.

Ben yemem arkadaş bunları. PKK faktörünün etkisi de var bu baraj yapımında. Neden bunlardan bahsetmiyorsunuz.

Memleketin üstünde kötü düşünceler fink atıyor. Ciğerimiz çözülmüş. Burda tarihi güzellikleri korumaktan bahsediyorsunuz.

Ülkemde bir sürü tarihi güzellik var. Peki insanlarımız hangilerine gidebiliyor. Gitse bile ikinci sınıf muamele görüyor…

Avatar

admin

17 Mayıs 2009 at 19:00

“çok şey mi kaybedeceğiz?hayır” sorusu ve cevabını vermek için bir kaç nesil geçmesi gerekir. bence kültür hazinesi kavramı konusunda anlayamadığınız bazı noktalar var. Hasankeyf yaş itibariyle Mısır piramitleriyle, Aztek tapınaklarıyla aynı yaşta. oradaki yapılar her sene Türkiye’ye gelenden 5 daha fazla insanı ülkelerine çekiyorlar. siz Hasankeyf’i sahiplenmemişsiziniz ki, siz onu kendi varlığınız olarak kabul bile etmiyorsunuz ki.

Mısır’ın en önemli tapınağı Abu Simbel’dir. Takriben 5 bin sene önce yapılmıştır. 1964 yılında Assuan barajı Mısır’a yapılırken, o tapınak Unesco’nun da yardımıyla başka bir tepeye taşındı. bundan haberiniz var mı bilmiyorum ama bu formül bile düşünülmüyor.

Vatan dediğiniz şey topraktır, ama kültür dediğiniz şey insanları o toprak üzerinde tutandır. Bugün Hasankeyf, yarın Pamukkale, öbür gün Sümele manastırı yok edilirse, 5 nesil sonra insanların burada yaşama nedeni yok olur.

NOT: Baştacı dediğiniz sanatçıların beyni yok mu? onlar böyle bir şeye ön ayak oluyorlarsa sizce bunun önemli bir nedeni yok mudur?

Yorum yaz

Aforizma

Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür.

Polls

Loading ... Loading ...

Arşivler