
Geçtiğimiz yıl IF İstanbul’da gördüğüm ve aklımda yer eden film Donmuş Irmak(Frozen River) nihayet ülkemizde de gösterime girebildi. Bağımsız sinemanın kalesi Sundance’da büyük ödül almasının yanı sıra 2009 Oscarlarında iki adaylığı vardı. En iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterilen Melissa Leo filmde oyunculukla ilgili ders vermişti adeta.
Donmuş Irmak paraları olmadığı için yasadışı göçmenleri ülkeye sokarak para alan iki kadının hikayesini anlatıyor. İki kadının ortak noktaları, yaptıkları yasa dışı işleri çocukları için yapmaları ve kocaları olmadığından dolayı tek başlarına hayata başkaldırmaları. Filmin çıktığı orjinle Amerikan rüyasının, aslında kabus olduğunu, içinde yaşayanların yaşadığı sorunları dinleyince daha iyi anlıyoruz.
Bir bağımsız film olarak oldukça ses getiren Donmuş Irmak, tempo olarak tabidir ki klasik bir Hollywood filmi değil. Anlatılanların daha ağır, sindire sindire anlatıldığı, etkileyici noktaların nakış nakış işlendiği hareketinin yanında düşünsel anlamda da iyi değerlendirilmesi gereken bir film.
Bu filmle ilgili konuşup da Melissa Leo’yu ağzımıza almamak büyük saygısızlık olur. Oyunculuğun oynanan bir şey olmadığını, inandırıcılığıyla bize filmde gösterdi. Oyuncu değil de gerçekten Amerika’nın ezilmişleri sınıfında yer alan, her daim oje süren ancak ojesi daima bozulan anne, emekçi, kaçakçı kişiliklerine aynı filmde sıkıntısızca geçen oyuncu, gerçek anlamda "bu işin nasıl yapılması gerektiğini" göstermiş.
Bağımsız filmlerden hoşlananların zevkle, ilgiyle izleyeceğini düşündüğüm filmi, hızlı Amerikan filmlerinden hoşlanan, 15 günde sadece bir defa film seyredebilen izleyiciler izlerse muhtemelen film onları tatmin etmeyecektir. Ben yine de filmi öneriyorum.