
Xela do kaoba(Merhaba) Kazım abi. Ben senin müziklerini, sözlerini anlamasam bile ezgilerini yüreğime kazımış bir dinleyicinim. Sadece şarkı söyleyenlerin yanında, en çok tüketileni üretmeye meraklı eşsiz habitatımızda senin yaptığının doğruluğuna inanan bir müzikseverim. Niteliklerin sadece sayıyla ölçüldüğü "yanlız ama güzel ülkem"deki susturulmuş çığlıklardanım. Bugün senin ölümünün üçüncü yılında sana(seni) yazıyorum.
Evet ölümün aniden gelmişti, çoğumuz tanımıyorduk seni. Sanki trafik kazasında ölmüşsün gibi sadece tabutuna ağladık. Kimse öldüğünde kafanda saç olmadığını, neden olmadığı sormadı. Kanserle olan mücadelen hiç başlık olmadı ama sen öldükten sonra boy boy resimlerini bastı gazeteler. Lazca’yı o güne kadar lehçe sananlar, ağızlarından "Dido"yu hiç düşürmediler. Seni yakından tanıyanlar, seni anlattı cenazende. Çoğumuzun seni gerçekten tanıma fırsatı, ondan sonra oldu. Yani yine insanlar kalbi atarken değer vermek yerine, toprak altındayken ilahlaştırdı.
Değişen pek bir şey yok. Hala aynı parti hükümet, hala fakiriz, hala Amerika Irak’ta, hala birbirini kırıyor Afrika’da insanlar. Hatta daha kötüye gidiyoruz. Artık dünya daha sıcak, daha susuz ve daha aç. Ve durum kesinlikle daha vahim. Çok acılar çeken Karadeniz’e, senin denizine santral yapmayı kafalarına koydular. Seni ve bütün kuzeyi öldüren zehiri kanımıza enjekte edecekler. Kötü olansa kimsenin sesini yükseltmemesi. Hala bir olmayı öğrenemedik, sesimizin ne kadar korkutucu olabileceğini henüz keşfedemedik. Sadece "Milli" zaferlerden sonra bağırabiliyor, kafamıza silah dayanmadan "Taksim"e girebiliyoruz. Kimse silah dayamasa da biz kendimizi vuruyoruz. Değişen pek bir şey yok yani.
Her şey kötüye gidiyor belki ama yavaştan ellerimiz toprağa basıp doğruluyoruz. Umudumuzu hiç tüketmiyoruz. Bir gün bu ülkenin ne denli yaşamaya değer olduğunu herkese göstereceğiz. Sen ise Keltlerin McKennitt’i gibi Lazların Kazım’ı olarak kalacaksın. Aklımızdasın, üç yüzüncü yılda da aklımızda olacaksın.
NOT: Bu yazı 25 Haziran 2008 tarihinde yazıldı.
[audio:kazim.mp3|autostart=yes]
4 Yorum var
BARanCA
23 Haziran 2008 at 12:01
Kazım ve kazım gibiler inadına direnen,aydın,yol gösterici birer ışıklar.Ortamı karartmaya çalışanlara inat bu ışıklar aramızda olmasa da ortalığı aydınlatmaya devam edecekler..
Unutmadık seni sevgili Kazım..
Sinan Tahir A.
23 Haziran 2008 at 18:40
” … Lazların Kazım’ı olarak kalacaksın.”diye yazmışsınız.. Oysa Kazım Koyuncu bir mektubunun sonunda, cümlesini Merhaba Dünya olarak bitiriyordu. Doğrusu Kazım’ı sadece Lazlarla, Karadenizlilikle tanımlamak değil. Dünya vatandaşı olarak tanımlamak,anlayabilmek ve yorumlayabilmektir. Sevgiyle kalın.
admin
24 Haziran 2008 at 00:11
Orada o cümle tanınma anlamında kullanılmıştır. Zaten yazının tümünden çıkan sonuç o olamaz. Evet bütün Dünya Kazım’ı Lazların Kazım’ı olarak tanıyacak.
murat
27 Haziran 2009 at 22:26
selamlar.www.tarihmekani.blogspot.com