Kazım’a mektup

Kültür & Sanat

25 Haz 2009

Xela do kaoba(Merhaba) Kazım abi. Ben senin müziklerini, sözlerini anlamasam bile ezgilerini yüreğime kazımış bir dinleyicinim. Sadece şarkı söyleyenlerin yanında, en çok tüketileni üretmeye meraklı eşsiz habitatımızda senin yaptığının doğruluğuna inanan bir müzikseverim. Niteliklerin sadece sayıyla ölçüldüğü "yanlız ama güzel ülkem"deki susturulmuş çığlıklardanım. Bugün senin ölümünün üçüncü yılında sana(seni) yazıyorum.

Evet ölümün aniden gelmişti, çoğumuz tanımıyorduk seni. Sanki trafik kazasında ölmüşsün gibi sadece tabutuna ağladık. Kimse öldüğünde kafanda saç olmadığını, neden olmadığı sormadı. Kanserle olan mücadelen hiç başlık olmadı ama sen öldükten sonra boy boy resimlerini bastı gazeteler. Lazca’yı o güne kadar lehçe sananlar, ağızlarından "Dido"yu hiç düşürmediler. Seni yakından tanıyanlar, seni anlattı cenazende. Çoğumuzun seni gerçekten tanıma fırsatı, ondan sonra oldu. Yani yine insanlar kalbi atarken değer vermek yerine, toprak altındayken ilahlaştırdı.

Değişen pek bir şey yok. Hala aynı parti hükümet, hala fakiriz, hala Amerika Irak’ta, hala birbirini kırıyor Afrika’da insanlar. Hatta daha kötüye gidiyoruz. Artık dünya daha sıcak, daha susuz ve daha aç. Ve durum kesinlikle daha vahim. Çok acılar çeken Karadeniz’e, senin denizine santral yapmayı kafalarına koydular. Seni ve bütün kuzeyi öldüren zehiri kanımıza enjekte edecekler. Kötü olansa kimsenin sesini yükseltmemesi. Hala bir olmayı öğrenemedik, sesimizin ne kadar korkutucu olabileceğini henüz keşfedemedik. Sadece "Milli" zaferlerden sonra bağırabiliyor, kafamıza silah dayanmadan "Taksim"e girebiliyoruz. Kimse silah dayamasa da biz kendimizi vuruyoruz. Değişen pek bir şey yok yani.

Her şey kötüye gidiyor belki ama yavaştan ellerimiz toprağa basıp doğruluyoruz. Umudumuzu hiç tüketmiyoruz. Bir gün bu ülkenin ne denli yaşamaya değer olduğunu herkese göstereceğiz. Sen ise Keltlerin McKennitt’i gibi Lazların Kazım’ı olarak kalacaksın. Aklımızdasın, üç yüzüncü yılda da aklımızda olacaksın.

NOT: Bu yazı 25 Haziran 2008 tarihinde yazıldı.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

4 Yorum var

Avatar

BARanCA

23 Haziran 2008 at 12:01

Kazım ve kazım gibiler inadına direnen,aydın,yol gösterici birer ışıklar.Ortamı karartmaya çalışanlara inat bu ışıklar aramızda olmasa da ortalığı aydınlatmaya devam edecekler..
Unutmadık seni sevgili Kazım..

Avatar

Sinan Tahir A.

23 Haziran 2008 at 18:40

” … Lazların Kazım’ı olarak kalacaksın.”diye yazmışsınız.. Oysa Kazım Koyuncu bir mektubunun sonunda, cümlesini Merhaba Dünya olarak bitiriyordu. Doğrusu Kazım’ı sadece Lazlarla, Karadenizlilikle tanımlamak değil. Dünya vatandaşı olarak tanımlamak,anlayabilmek ve yorumlayabilmektir. Sevgiyle kalın.

Avatar

admin

24 Haziran 2008 at 00:11

Orada o cümle tanınma anlamında kullanılmıştır. Zaten yazının tümünden çıkan sonuç o olamaz. Evet bütün Dünya Kazım’ı Lazların Kazım’ı olarak tanıyacak.

Avatar

murat

27 Haziran 2009 at 22:26

selamlar.www.tarihmekani.blogspot.com

Yorum yaz

Aforizma

Asla herşeyi bildiğini sanma. Gerçekten çok bilgili olsan da “ben cahilim” diyebilecek cesaretin daima olsun. — Ivan Pavlov

Polls

Loading ... Loading ...

Arşivler