
Film Mühendis Necip(Bugün Haluk Bilginer – 60lar Onur Unsal)'in Devrim Arabasinin sergilendiği okulun önüne gelmesini gösteren sekansla başlar. Bu sekans günümüz Türkiyesi ve doğal olarak günümüz Türk halkıyla filmin tamımında anlatılacak hikayeyi bağdaştırmak için konulduğu açıktır. Seyirci, filmde zaten anlatılan ve tartışılan "Türkiye'de araba yapılabilir mi?" konusuna gelecekten bakmaktadır ve kendi değerlendirmesini bugünün perspektifinden yapmaya sürüklendirmektedirler. Fakat bu tarihsel değerlendirme sürecinde filmin bize yardımı oldukça sınırlıdır. Tarihsel betimleme bakımından her ne kadar bilgilendirici bir film olsa da Devrim Arabaları, tarihsel analiz ve eleştiri bakımından sınıfta kalmakta bu da filmin başarısına açıkca gölge düşürmektedir.
Filmin genel yapısına, kurgusuna, oyunculukların ikna edebilen yapısına bakınca rahatlıkla kendini izlettirebilen bir film olduğunu söyleyebiliriz Devrim Arabaları'nın. Fakat bu izlettirebilirliğin altında çok büyük bir katarsis fenomenin yattığını, izleyicinin orada anlatılan mühendislerle kendini bir tutarak duygusal boşalım sayesinde filme tutunduğunu eleştirel bir gözle fark edebiliriz. Tolga Örnek, filmin başarısını sağlayan kumarı, genel olarak zaten fazla olan milliyetçilik duygumuz ve gururumuz üzerine oynamıştır. "Türk olarak bir araba yapabilir miyiz?," sorusu sorulur 21. yüzyıl Türk izleyicisine. Cevap zaten tarihten bellidir: 20. yüzyılın sonlarına doğru bu işi yaptık, o tarihte de yaparız! Türk seyircisi olarak kendimizi zaten genel olarak sevmediğimiz Amerikan Sanayi Kültürünün karşısına koyarız ve kendimizi bu kültürle karşılaştırırız, ki yönetmenin de bu karşılaştırmayı yapmak istediği atölyeye Amerikan konsolosunu sokarak yapmak istediğini anlarız. Gündüz Bey (Taner Birsel) yönetimindeki Türk mühendislerin önünde birçok teknik, zamansal ve maddi engel olmasına rağmen bir değil iki araba yapmayı başarır; fakat son anda Cumhurbaşkanının bineceği arabanın benzin depo göstergesi bozukluk yapınca proje,emekler, Türkiye'nin geleceği ve bağımsızlığı rafa kaldırılır. Biz de filmin sonunda Haluk Bilginerle aynı sıkıntıyı fakat öbür yandan yeteneklerimizden doğan gururu beraber yaşarız.
Beni filmde rahatsız eden şey, o zamanki Türk toplumunun sorunlarına değinilmiş ama bunun nedenlerini açıklamamış olmasıdır. Halkın kendine güveni yok, aşağılık duygusu var ama neden? Bürokratlar araba projesine israfi bir yatırım olduğu gerekçesiyle karşı durur. "Bürokratların tek derdi herkesi bu işin olmayacağına ikna etmek," der İsmet. Düz olarak bakarsak şöyle deriz: Bürokratlar aptal, halk cahil olduğu için proje devam ettirilememiştir. Tarihsel eleştiri gözlüklerimizle gerçek nedenin bu olmadığını tahmin edebiliyoruz. Film, bize gerçek nedenler hakkında hiçbir açıklama sunmamaktadır. Mesela, Amerika'nın ya da diğer yabancı devletlerin bu işte parmağı mı vardı? Medya patronlarının işlerine gelmiyor muydu bu yatırımlar? Görünen arkasındaki gerçekliği ortaya çıkaracak sorular filmde hiç sorulmamakta ve sordurulmamaktadır. Bu yüzden filmi pembe dizi gibi "Ah ulan, bu adama bu yapılır mıydı?" duygusal modun izlenmektedir.
Son not:Filmin müzikleri ve filme oturması şahanedir. Eline sağlık Demir Demirkan. Ayrıca Taner Birsel'in ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bu filmle tekrar görmüş olduk. Bunları demeden yazıyı bitirmek istemedim.
| Etiket | Açıklama |
|---|---|
| Film: | Devrim arabalari |
| Yönetmen: | |
| Tür: | Drama |
| Süre: | 115 dk. |
| Oyuncular: | ... |
| Diğer: |
|
| Filmden Sahneler: | Bilgi yok |
Powered by IMDBTag |
2 Yorum var
BARanCA
2 Şubat 2010 at 10:27
genç,
hayırdır esdi mi?
Neredeyse devrim arabaları 2 çıkacak :)
baris
2 Şubat 2010 at 18:11
Gecen gun izledim, yazayim dedim. :) Sen de koymussun guzel olmus.