Kategori: Oradaydım
20 Haz 2009
Dört sene boyunca yaz okullarıyla birlikte dolu dolu okuduğum(toplam 12 dönem) okuldan artık ayrılma vakti geldi. Okul hayatımı, özellikle de 2004 ve 2005′in önemli kısmını üniversiteye girmek için uğraştığımı düşünürsek, kişisel anlamda üniversiteden mezun olmak önemli bir olay. Ancak her sene binlerce gencin mezun olup da çuval gibi ortada kaldıklarını görünce çok önemli bir olay değil. İşte bu paradoks mezuniyet törenine kararsız ve tutarsız bakmamı sağladı. Örneğin ailemin bunun için gelmesi benim adıma önemli değildi. Onları yaptığım her şeyde, iyide, kötüde, bile bile yaptığım bir hatada, yolculuklarda, gururda, utançta hep yanımda hissettiğim
için gerçekten önemi yoktu. Onlar için önemini bildiğimden yanımda olmalarını istedim ancak törene çok kısa bir süre kala programdan haberim olduğu için gelmeleri yalan oldu.
Evet dedim ya dört sene ve bitti. Artık hayat geldi çattı kapıya. Bir süre daha gerçeklerden kaçmak için çaba sarfedeceğim ama gerçekle yüz yüze gelmek tuhaf bir duygu. İlkokul bire başladığım günden bugüne bunun için çabaladığımı düşününce içim hala tuhaf oluyor. Ama resimlerde görüleceği Sakarya Atatürk Stadı’nda olan mezuniyette 4000 kepli mezun öğrenci, 13000 veli olunca durum biraz komediye dönüşüyor. Bu yüzden statta yapılan mezuniyete katılmayı istemiyordum, kararımı değiştiren arkadaşlarımın varlığı oldu, sırf arkadaşlarımla son eğlenceli zamanları geçirmek için teşrif ettim bir bakıma.
İlkokul mezuniyeti, lise mezuniyeti gibi bu da çileye dönüştü. Rektör Mehmet Durman’ın yaptığı yarım saatlik konuşma çilenin diğer adıydı. Bunun yanısıra çimlerin üzerinde hayatımda çektirmediğim kadar fotoğraf çektirdim. Toplam 20 makinayle çekilmiş 300 tane pozum var neredeyse. Hal böyle olunca çileye daha fazla katlanmanın gereksiz olduğunu düşünerek bölüm birincimizi alkışlarla
sahneye gönderdikten sonra, törenden tıpkı lisedeki bayrak törenlerinde, bayram kutlamalarında sıvıştığımız gibi buhar olduk. Geceyi dört senenin geyiğinin yapıldığı, geleceğin konuşuluğu bir pubta arpa sularımızı yudumdıktan sonra bitirdik.
Okul denilen şey sadece bir zorunluluk, ki buna üniversite de dahildir. Önemli olan hayattaki birikimlerdir. E kim benim birikimime madalya, ödül, diploma, sertifika verebilir? Ben henüz damla bile olmadığımı bildikten sonra kimin bana ne verdiğinin ne önemi var? Bu yaşanması zorunlu olan periyodu arkamda bıraktığım için mutluyum, önümdeki yeni oradaydımlara bakacağım.
Son Yorumlar