sakarya üniversitesi etiketli yazılar

Üniversite’de bir kulüp kurma maceram olmuştu.

Sakarya Ünivesitesi bünyesinde olmayan sinema ve fotoğrafçılık kulüplerini aynı bünyeden toplayarak bir kaç arkadaş SineFoto kulübünü kurduk. Bu andan itibaren kulüp kurmaktan öte idare etmenin zorluğunu anladıım. Üye alımları, para toplama, okulla olan bürokratik zımbırtılar insanı oldukça geriyordu.

Mühendislikte okumanın getirdiği zorluklara üniversite bilgi işleminde çalışmam da eklenince işler oldukça sarpa sardı. Yine de Taraklı-Göynük’e ve ayrıca İznik’e fotoğraf gezisi düzenleyip aktiviteler yapmıştık. Ancak ateşli gençler olarak birbirine laf anlatma zorluğuyla karşılaştık. İşte o zaman çoğulculuğun çok zor bir sistem olduğunu anladım.

Fotoğrafla ilgili aktivitelerin yanında sinema bölümünün başkanı, SineFoto başkan yardımcısı olan ben, bahar şenliklerinde kampüsün ortasında, açık hava film gösterimi planladım. Hatta O Kadın, Kabadayı, Beyaz Melek, Ulak, Yaşamın Kıyısında filmlerinin yapımcılarıyla görüşüp gösterimler için izin aldım. Okul organisyon için gereken 9000TL’yi ödemeye yanaşmayınca Avea, Vodafone, Turkcell, Red Bull, Coca-Cola gibi firmalarla bağlantı kurdum ancak teker teker ret yanıtı aldım. Sonra kulüpteki arkadaşlarımla kapı kapı esnaf, market, giyim kuşam mağazası dolaşıp sponsor aradık ancak bulamadık. Hal böyle olunca fikir gerçeğe ulaşamadı.

Sinema ve fotoğrafçılık gibi kulüplerin olmadığı bir üniversitede okumanın zulüm olacağını düşünerek kurduğumuz kulüpteki en önemli amacımız aktivite yapmak değildi. Ne yapıp yapıp kulübü yaşatmamız ve sonraki öğrencilere teslim etmemiz gerekti. Ancak olmadı kendi içimizde bir olamamışken kulübü yaşatmak imkansızdı.

Her birimiz elimizden geleni yaptık ancak ben mezun olurken kulüp, öksüz biçimde kimsenin sahiplediği bir yapı halini aldı.

SineFoto kulübü devamlılığını sağlayamadığımız için kapandı ve bizler başarısız olduk.

Düzeltme: SineFoto kulübü kapanmamış, bizden sonraki furya bayrağı temsil almış ve çalışmalar yapmaktayış. Umarım ve gerçekten çok isterim ki bu kulüp o zor şartlarda yeşerir…

Dört sene boyunca yaz okullarıyla birlikte dolu dolu okuduğum(toplam 12 dönem) okuldan artık ayrılma vakti geldi. Okul hayatımı, özellikle de 2004 ve 2005′in önemli kısmını üniversiteye girmek için uğraştığımı düşünürsek, kişisel anlamda üniversiteden mezun olmak önemli bir olay. Ancak her sene binlerce gencin mezun olup da çuval gibi ortada kaldıklarını görünce çok önemli bir olay değil. İşte bu paradoks mezuniyet törenine kararsız ve tutarsız bakmamı sağladı. Örneğin ailemin bunun için gelmesi benim adıma önemli değildi. Onları yaptığım her şeyde, iyide, kötüde, bile bile yaptığım bir hatada, yolculuklarda, gururda, utançta hep yanımda hissettiğim için gerçekten önemi yoktu. Onlar için önemini bildiğimden yanımda olmalarını istedim ancak törene çok kısa bir süre kala programdan haberim olduğu için gelmeleri yalan oldu.

Evet dedim ya dört sene ve bitti. Artık hayat geldi çattı kapıya. Bir süre daha gerçeklerden kaçmak için çaba sarfedeceğim ama gerçekle yüz yüze gelmek tuhaf bir duygu. İlkokul bire başladığım günden bugüne bunun için çabaladığımı düşününce içim hala tuhaf oluyor. Ama resimlerde görüleceği Sakarya Atatürk Stadı’nda olan mezuniyette 4000 kepli mezun öğrenci, 13000 veli olunca durum biraz komediye dönüşüyor. Bu yüzden statta yapılan mezuniyete katılmayı istemiyordum, kararımı değiştiren arkadaşlarımın varlığı oldu, sırf arkadaşlarımla son eğlenceli zamanları geçirmek için teşrif ettim bir bakıma.

İlkokul mezuniyeti, lise mezuniyeti gibi bu da çileye dönüştü. Rektör Mehmet Durman’ın yaptığı yarım saatlik konuşma çilenin diğer adıydı. Bunun yanısıra çimlerin üzerinde hayatımda çektirmediğim kadar fotoğraf çektirdim. Toplam 20 makinayle çekilmiş 300 tane pozum var neredeyse. Hal böyle olunca çileye daha fazla katlanmanın gereksiz olduğunu düşünerek bölüm birincimizi alkışlarla sahneye gönderdikten sonra, törenden tıpkı lisedeki bayrak törenlerinde, bayram kutlamalarında sıvıştığımız gibi buhar olduk. Geceyi dört senenin geyiğinin yapıldığı, geleceğin konuşuluğu bir pubta arpa sularımızı yudumdıktan sonra bitirdik.

Okul denilen şey sadece bir zorunluluk, ki buna üniversite de dahildir. Önemli olan hayattaki birikimlerdir. E kim benim birikimime madalya, ödül, diploma, sertifika verebilir? Ben henüz damla bile olmadığımı bildikten sonra kimin bana ne verdiğinin ne önemi var? Bu yaşanması zorunlu olan periyodu arkamda bıraktığım için mutluyum, önümdeki yeni oradaydımlara bakacağım.

Doğu Marmara’da nüfuslarıyla dikkat çeken iki üniversite olan Sakarya Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi bulunduları bölgede akademik olarak ağırlıklarını hissettiriyorlar. Depremden sonra hızla toparlanıp eskisinden daha kuvvetli biçimde eğitimlerini sürdürüyorlar. (daha fazla…)

SummerFest Alanya 2009 Özet

Kategori: Yazılar

29 May 2009

Okulun son demlerini yaşarken, gerilmiş bünyeleri gevşetmek için tatil planları yapmaya çok önceden başlamıştık aslında. Finallerin erken bitmesini fırsat bilerek final sonrasına bıraktığımız tatilin başka anlamları daha vardı. Diploma almanın arefesinde yapılan bu tatil, dört seneyi birlikte geçirdiğimiz arkadaşların son defa toplu olarak bir araya gelip kafayı gözü dağıtması bakımından aslında önemliydi. Bütün bu duygularla Mayıs’ın 22’sinde Alanya yollarına düştük.

Üniversitelerin toplu olarak düzenlediği Alanya turlarında en önemli şey doğru turu seçmek. Çünkü turu düzenleyenler işletme bölümünü ya bitirmiş, ya bitireyazan simsarlar oluyor. Ee böyle olunca ceplerine daha fazla para koymak için ondan bundan abuk-subuk para istiyorlar. Mesela 220 TL’lik tur fiyatını kredi kartından tek seferde çektirmeye bile para istediler. Tabi bu turlara üçüncü defa giden biri olarak bu tip tezgahları onlardan bile iyi bilir olduk.

Bu turların sabit olarak gerçekleştirdiği şeyler vardır. Her gece otelden Alanya’ya otobüs kaldırmak, yat turu yapmak, ne biliyim son gün su parkına götürmek gibi. Bu tip aktivitelere verilecek parayı oraya gitmeden konuşmazsanız, orada fena söğüşleniyorsunuz. Evet zamanında söğüşlendik de söylüyoruz, burada yazıyoruz ki okuyan olursa söğüşlenmesin.

Bizim tatil için seçtiğimiz Kemal Uzun adlı iyi niyetli arkadaşımızla gitmeden önce ufak çaplı sürtüşmeler yaşasak da tatil boyunca çok sıkıntı yaşamadık. Tabi aramızda geçen komik diyaloglar vardı:

"Abi aquaparka girmesi yabancılara 30€, biz bunu 30TL’ye ayarladık."

Ama atma Kemal din kardeşiyiz, 500 kişinin gittiği parkta bu senin yapacağın iyilik. Birde bu su parkına gidilen zaman çok ilginç. Son gün öğlen otelden çıkış yapılıyor, eve yolculuktan önce suparkına gidiliyor. Yani bir anlamda herkesin gelmesi zorunlu. Peki 30TL’lik aktiviteyi nasıl zorunlu yapacaksın? Üstelik tatilin sonunda para suyunu çekmişken. Yapamadılar tabi.

Şu kadarını söylüyorum, Sakarya Üniversitesi öğrencileri anlayabilirlerse hayatlarının en parlak anı cereyan etti. Su parkı önünde, saat 14.00 sularında(su parkının kapanmasına 3.5 saat kalmışken) 25 TL’ye girmesi için ikna edilmeye çalışılan öğrenciler ayaklandı. Evet yanlış duymadınız, bildiğiniz ayaklandık. Okkalı bir indirim yapılmazsa girmeyeceğimizi dışarda güneşleneciğimizi söyledik. Derken bir bomba daha yaşandı. Küçük arkadaş grupları birer lider seçerek 5-6 lider topluluğu oluşturuldu ve toplu olarak içeri girmeme kararı alındı. Yani topluluk ne olursa olsun birbirinden ayrılmayacaktı ki söz ettiğimiz insan sayısı 500 kişiden fazla.

Fiyat önce 20TL’ye çekildi. Bize bu da çok fazla paraydı, çünkü cebimizde 3 saat için verecek 20TL yoktu. Sonra 15 dediler ki biz buna da razı olmadık. Sonunda örgütlü olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu anlayarak 10TL’den su parkına giriş yaptık. Tatilin en güzel noktalarından birisi bu andı benim için.

Kemal arkadaşımız bu arada havale geçirir gibi oldu. Aslında onun da niyeti kötü değildi. O da insanların içeri girip, sorun çıkmamasını sağlamaya çalışıyordu, çünkü gelecek sene yine aynı organizasyondan düzenlerken, temiz karneyle insanların karşısına çıkmak önemliydi onun için. Ama olmadı Kemal eksik kaldı, zaten o anda topluluk sazı eline aldı.

14 saat gidiş, 14 geliş yoluyla, 5 gecelik zorlu maraton 27 Mayıs sabahı sona erdi. Adına tatil denen bu zımbırtının tatil olmadığını, aksine yorgunluk kaynağı olduğunu, hatta üzerine bir de dinlenmek gerektiğini anlayarak tatil defterini kapattık.

NOT: Tatille ilgili Oradaydım yazıları sonra iliştirilecektir.

Bugünlerde Sakarya Üniversitesi sıradışı bir örgütlenme öyküsünü bizzat yaşıyor. Kampüse giden taşıtlara yapılan orantısız zammı protesto etmek için gençler tamamen online olarak eylem yapıyorlar.

Önce Facebook’ta Sakaryadaki dolmuş zammını protesto edenler! grubunu kuran öğrenciler kısa zamanda 2500 kişi gibi ciddi bir kalabalığı gruba çektiler. Bu grup aracılığıyla başlatılan kampanyada dilekçe şeklindeki e-postalar rektöre ve valiye gönderiliyordu. Bu kampanya kısa zaman sonunda meyvelerini vermeye başladı. Konuyla ilgili üniversite rektörlüğü, üniversite sitesinde şu duyuruyu yaptı. Bunula beraber konuya eğilen yerel ve ulusal medyada öğrencilerin haklı tepkisini çeşitli mecralarda dile getirdiler. Haber 1, haber 2, haber 3.

Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili somut adımlar atılacağı düşünülüyor.


Aforizma

Dün, tecrübedir; öğren. Bugün, fırsattır; kullan. Yarın, tahmindir; planla.

Kategoriler

Polls

Tekel işçileri eylemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

View Results

Loading ... Loading ...